Kısırlık ile mücadele sürecinde genel olarak tedavinin fiziksel yönüne
odaklanılır. Oysa böyle bir problem ile uğraşan çift aynı zamanda önemli
duygusal sorunlarla da yüzyüzedir.
Üreme konusunda yaşanan zorluklar çevre ile rahat paylaşılamadığından, çiftler
genelde kendilerini yalnız hissederler. Aslında yalnız değildirler. Çünkü evli
çiftlerin %15’i bu problemle mücadele etmektedir.
Üremeye yardımcı tedavileri kendi içinde 4 aşamaya ayırabiliriz. Her bir aşama
içinde yaşanan duygular ve bu duygularla başetme yöntemleri birbirinden
farklıdır. Bu aşamalar şunlardır:
Tüm çiftler hazır hissettiklerinde hamile kalabilecekleri düşüncesindedirler.
Hamile kalma girişimleri sonuçsuz kaldıkça endişelenmeye başlarlar.
Bu süreçte şu durumlar yaşanabilir:
Hayatlarını kontrol altında tutmaya alışkın çiftler için böyle bir problemle
karşı karşıya kalmak çok zorlayıcı olabilir.

Bu süreçte çiftler, niye çocuk sahibi olamadıklarına yönelik cevaplar ararlar.
Bu aşama her ne kadar stresli olsa da, çiftler problemlerine bir çözüm bulmak
üzere motive olmuşlardır.
Bu dönemde aşağıda sıralanan duygu ve deneyimler yaşanabilir:
·
Kontrol hissinin kaybı. Doktorların ve tahlillerin hayatınızı kontrol ettiği
hissini yaşamak.
·
Vücudunuzun sizi hayalkırıklığına uğrattığını hissetmek. “Neden ben?” ya da
“bunu hak edecek ne yaptım?” soruları.
·
Hamilelere, çocuğu olanlara ve sizin yaşadığınız sıkıntıları yaşamadan çocuk
sahibi olmuş olanlara negatif duygular hissetmek.
·
Cinsel hayatınızın sekteye uğraması. Cinselliğin teknik ve doktor tarafından
monitorize edilen bir hal alması.
·
Üreme konusunda yaşanan sıkıntılardan dolayı utanç hissetmek.
·
Gizliliğe ihtiyaç duymak. Kısırlık konusu ile ilgili testler hakkında konuşmak
istememek ve arkadaş çevresinden uzaklaşmak.
·
Eşinizle, aile ve arkadaşlarınızla iletişimde zorlanmak.
·
Testlerin niteliğinden dolayı özel alanın ihlal edilmesi. Daha önce eşinizle
aranızda olan şey, şimdi sizin ile doktor ve ekibi arasında.
·
Hamile ya da çocuklu kişiler tarafından anlaşılmadığınızı hissetmek.
·
Kısırlık teşhisi konduğunda şok, hissizlik ve aynı zamanda rahatlama yaşamak.
·
Kendinizi kısırlık hakkında bilgilendirin. Bu konuyla ilgili okuyun.
·
Duygularınızı eşinizle mümkün olduğunca çok paylaşın.
·
Birbirinizi destekleyin. Çiftlerin her biri durumla ne şekilde baş ediyor
görünürse görünsün, bu, her iki taraf için de zor bir durumdur.
·
Depresyon ya da kaygı yaşayabilirsiniz.
·
Düşünce ve duygularınızla yüzleşmek için kendinize zaman ayırın. Kendinizle
başbaşa kalın.
·
Çevrenizden destek alın. Daha önce benzer deneyim yaşamış biri ya da
güvendiğiniz arkadaşlarınız size destek verebilir.
·
Doktor randevularına giderken eşinizle gidin. Böylece bundan sonra ne
yapılacağını, izlenecek yolu iki taraf da anlamış olur.
·
Aklınıza takılan soruların listesini yapın ve doktor randevunuzda bunları sorun.
Kulaktan dolma bilgilere güvenmeyin. Unutmayın, doktorunuzun bu konudaki ne ilk
ne de son hastasısınız. Onun bu konudaki bilgi ve tecrübesine güvenin.
Değerlendirme ve teşhis süreci, bir evliliğin yaşayabileceği en zorlu
sınavlardan biridir. Çiftlerin karşılıklı duygusal destek vermesi bu dönemin
daha kolay atlatılmasını sağlayacaktır. Aslında birçok çift bu dönemde
birbirlerine yaslanarak, eskisinden daha da güçlü bir ilişki içine girer ve
evlilik bağlarını kuvvetlendirir. Kısırlık sadece “kadına” ya da sadece “erkeğe”
ait bir problem değildir. Bu, “çiftin” problemidir ve hem kadın hem de erkeğin
katılımı ile çözüm bulacaktır.

Bu noktada çiftler, üreme ile ilgili yaşadıkları problemin hayatlarını
yönettiğini hissederler. Duygusal iniş-çıkışlar yaşarlar ve tedavinin gerekleri
yüzünden yorgun ve kızgın hissedebilirler.
Tedavi sürecinde şunlar deneyimlenebilir:
Eğer bir çift kısırlık tedavisinin getirdiği duygusal ve fiziksel sorunlarla baş
edebilirse, bundan sonra karşılarına çıkabilecek her türlü sorunla baş edebilir.
Böyle bir deneyim yaşamış ve baş edilmiş olabilmek hem erkeğin hem de kadının
kendine daha fazla güvenmesine ve kendindeki güce daha fazla inanmasına yardımcı
olur.
Bu süreçte yaşananlar şunlar olabilir: